Kelebek Misali Kısa Hayatlar

Kelebeğin Rüyası filminin etkileyici maden tasviri

Kelebeğin Rüyası filminin etkileyici maden tasviri

Bugünlerde yaşanan talihsiz Soma kömür madeni faciasının akabininde, tesadüfen, konusunu bilmediğim Kelebeğin Rüyası isimli filmi izleme fırsatı buldum. Film, seyirciye Zonguldak’ın 1941 senesi halini ve kanun zoruyla çalıştırılan işçilerin vaziyetini görme fırsatı sunuyor. Muazzam bir açılış planı ile bir maden ocağının işleyişini gözler önüne seriyor. Karanlıktan yük hayvanı ile gün yüzüne çıkanlar, sepetlerini sırtına yükleyenler, raylarla madene inenler ve akabinde madene askerler tarafından sürüklenen insanlar. Tüm bunların arasında Garip Akımı’nın iki şairi Muzaffer Tayyip Uslu (Kıvanç Tatlıtuğ) ve Rüştü Onur’un (Mert Fırat) kısa ama öz hayat hikayesine tanık oluyoruz. Yine satır aralarında onlara babalık yapan şair Behçet Necatigil’e (Yılmaz Erdoğan) rastlıyoruz.

Yönetmen ve senarist Yılmaz Erdoğan’ın filmi, İş Mükellefiyet Kanunu’nun Zonguldak’ı etkilediği vakitlerde geçiyor. İkinci Dünya Savaşı’na rastlayan seferberlik döneminde kömür madenlerinin işgücü arzını karşılayamaması sebebi ile insanlar madenlerde kanun zoruyla çalıştırılıyor. İnsanlar, uzayan iş süreleri, düşük maaşlar ve nitekim sağlık durumunun kötüleşmesi gibi koşullarla karşı karşıya geliyor. Dönemin yasalarının herhangi bir sendika kurmaya izin vermemesi iş koşullarının iyileştirilmesini engelliyor.

Erdoğan, senaryo babında elinde birçok güzel temaya sahip. Zorunlu çalışan işçiler, verem hastalığı ve ikinci dünya savaşının yoksulluğu gibi. Fakat ana tema iki şairin aşk hayatları oluyor. Verem ve yoksulluğun zorluğuna güzelce değinilirken mükellefiyet yasası ise arkaplanda kalıyor. Belki de Erdoğan istediği kompozisyonu oturtmakta başarısız kalıp bunları birbiriyle tam harmanlayamıyor. Aslında filmde geçen “Kafana takma Muzaffer, senin savaşın sana yeter” diyalogundan filmin genel tutumu hakkında ipucu veriyor.

Başlarda zengin kız fakir oğlan teması gibi duran Muzaffer Tayyip Uslu’nun hikayesi. Ahmet Mümtaz Taylan’ın canlandırdığı zengin ve kötü baba karakterine rağmen asıl çelişkisini verem hastalığı üzerinden kuruyor. Verem hastası Muzaffer ve Rüştü Onur’a cüzzamlı gibi tavırlar takınan baba, kızının onlarla dolaşmasını istemiyor.

Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ filmdeki oyunculuklarıyla göz dolduruyor.

Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ filmdeki oyunculuklarıyla göz dolduruyor.

Filmde popüler dizilerden hatırladığımız oyunculara rastlıyoruz. Bu da ister istemez dizilerde üzerlerine yapışan tiplemeleri aklımıza getiriyor. Ahmet Mümtaz Taylan, gerekli sadelikte bir performansla bundan ustaca sıyrılıyor. Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculukları gayet başarılı, lakin filmin sonlarına doğru Fırat, performansı ile veyahut senaryodaki karakter gelişimiyle Tatlıtuğ’un oyunculuğunu bastırıyor. Filmin yönetmeni Yılmaz Erdoğan’ı iyi adam rölünde görüyoruz. Bu da aklımıza bazı sorunları getiriyor. Yine Erdoğan’ın 31 yaşındaki eşi Belçim Bilgin genel eleştirilerde de söylendiği gibi liseli kız rolü için eğreti bir duruş sergiliyor.

Yılmaz Erdoğan, filmde yüklendiği iyi adam rolüyle belli bir ölçüde karakteri tehlikeye atıyor. Çünkü hem yönetmen hem oyuncunun aynı olduğu bu tür filmler belli bir hataya düşüyor. Yönetmenin oynadığı karakterin hiçbir zayıf yönü olmaması. Tamamıyla mükemmel olması. Bu, karakterin derinliğini zedeleyip onu iki boyutlu bir tipleme haline getirebiliyor. Yine de Erdoğan’ın çizdiği yazar Necatigil, bu ince çizgiden, okulun daktilosunu ödünç alan ve kağıtlarını öğrencilere daha fazla ödev vererek temin eden bir öğretmen anekdotuyla sıyrılıyor. Ve senarist karaktere insani bir yan katıyor.

Kelebeğin Rüyası, Yılmaz Erdoğanın 5. kez yönetmen koltuğuna oturduğu film oluyor. Başarılı diyalogları ile göz dolduruyor. Yazarların gerçek yaşamı ile aynı doğrultuyu takip ediyor. Edebiyattaki Garip Akımı’nın konularındaki gibi yaşama sevinci, aşk ve ölüm üzerine bir hikaye sunuyor. Yine de dili Garip Akımı’ndaki gibi konuşma dilinin sadeliğinde değil. Çağan Irmak ve Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerle çalışmalarından tanıdığımız görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki güzel kadrajlar çıkarıyor. Durum böyle olunca akla gelen ilk soru görüntünün güzelliği, yönetmeni bastırıp, hikaye anlatımının önüne geçiyor mu?

Filmin en etkileyici sahnelerinden biri.

Filmin en etkileyici sahnelerinden biri.  İki aşığın giriştikleri tehlikeli macera.

Kelebeğin Rüyası, eksiklerine rağmen günümüz Türk sinemasının kalitesini bir adım öne götüren birçok özelliğe sahip bir sinema eseri. İki şairin dostluğu, kelebeğin rüyası kadar kısa hayatları, bu hayata sığdırmaya çalıştıkları aşkları ve şiirleri izlenmek için sizleri bekliyor.

Reklamlar

One thought on “Kelebek Misali Kısa Hayatlar

  1. Geri bildirim: Aynı Hikaye, Farklı Gün | Seyir Defteri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s