Gençlik

Gençlik veya Boyhood, Mason isminde bir çocuğun 5 yaşından 18 yaşına kadar olan hayatını konu alan bir film. Gençlik, son günlerin popüler bir dram filmi. Üst kabukta bir çocuğun hayatını anlatıyor gibi duruyor. Fakat altta Amerikan aile yapısını ve bir annenin tek başına iki çocuğu ile geçim derdini anlatıyor.

Ellar Coltrone, eksen karakterimiz (protagonist) Mason'ı canlandırıyor.

Ellar Coltrone, eksen karakterimiz (protagonist) Mason’ı canlandırıyor.

Film oyuncularını araştırdığınızda, bu çocuğun ergenliğini kim oynamış dediğinizde, bir sürprizle karşılaşıyorsunuz. Çünkü aynı oyuncularla 12 sene boyunca filme alınmış bir senaryo. Bu gerçeklik konusunda bir avantaj. Yine çokça yapılan bir uygulama olmadığı için filmin diğerleri arasından sıyrılmasına yardım ediyor. 118 mekan ve 400 üzeri oyuncu kullanımını da düşünürsek maddi açıdan dram türü filmlerin pek almadığı bir risk.

Bir bakıma, aile içi şiddet, ailevi ayrılık ve alkol bağımlılığı gibi sorunların çocuklar üzerinde etkisini anlatıyor. Amerikan kültürü ve aile yapısını başarıyla yansıtan bir film. Amerikalıların silah ve beyzbol sevdasından, aileleriyle vakit geçirme tarzlarına kadar, hatta Obama propagandasına varan bir anlatımı var.

En güzel yanlarından biri, kendine ait bir atmosferi, bir ruhu olması. Doğada manzaraya karşı dinlenmek gibi dingin bir hissiyat veriyor. Mezuniyet, reşitlik, ilk sevgili gibi gençliğin ilklerine tanık oluyoruz.

Yönetmen Richard Linklater'ın vazgeçemediği oyuncusu Ethan Hawke bu sefer baba rolüyle karşımızda.

Yönetmen Richard Linklater’ın vazgeçemediği oyuncusu Ethan Hawke bu sefer baba rolüyle karşımızda.

Belli bir sonu olmadığı için, bir kompozisyona sahip olmadığı ve belgesel tadında olduğu eleştirisi alıyor. Fakat dikkatlice baktığınızda film buna kendi içinde bir yorum yapıyor. İnsan hayatını konu alan bir film. Ve insan hayatı da ölüm düşünüldüğünde boş bir hayat. Hayatın amacı ne sorusunun pek de bir cevabı yok. En azından filmimize göre. Böyle olunca da filmi bir sona oturtmaya gerek kalmıyor. Mason’un babasının dediği gibi “Yaşıyoruz işte.”

Başkalarının ne dediğini düşünmemek, tembel dahiler, kötülüğün babası içki gibi bir çok konuya kendince eleştiri getiren bir film. Fakat bunu yaparken görsel bir anlatım yerine diyalogları kullanıyor. Amir Khan tarzı basit bir anlatım. Her zaman deriz ya “Bir Müsibet Bin Nasihattan İyidir.” diye. Filmin asıl ustalığı laf yerine olanları bize yaşatmasıdır. Guguk Kuşu filminde de benzer konular ele alınıyor. Ve orada olanları yaşıyoruz. Filmindeki McMurphy ile Billy arasındaki son diyalogları hatırlarsanız bunun nasıl ustalıkla yapıldığını görürsünüz.

Sonuç olarak, Gençlik, güzel görselleriyle, sıcak anlatımı ve  sakin sesi ile izlenilebilecek bir film. Son yılların en iyi filmleri arasında gösterilse de aşırı marka reklamı ve propaganda tarzı ile kalitesini dibe çekiyor. Buna rağmen, aurası ile sizi içine çekiyor. Hatta, çocuklar için endişelenmeye başlıyorsunuz. Yine izleyicisini insan hayatı üzerine düşünmeye itiyor. İyi seyirler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s