Auteur teorisi

Auteur, bir yönetmenin filmine kendi belirginliğini, işaretini veya imzasını koymasıdır. Stüdyo müdahalelerine ve kolektif sürece rağmen filmde auteur yaratıcı sesi daha belirgindir. Bunun sonucu olarak film sadece yönetmenin ismi ile anılmaya başlar. Akira Kurosawa filmi gibi. Çünkü bırakılan iz, izlediğiniz filmin yönetmenini bilmeseniz dahi onu fark edebileceğiniz kadar belirgindir.

Auteur sözü ilk olarak 1950’li yıllarda André Bazin tarafından Cahiers du cinéma (Sinema Defterleri) isimli Fransız sinema dergisinde kullanıldı. Bu belirli aralıklar devam etti ve daha sonraları terim Fransız eleştirmenler ve filmciler arasında yaygınlaşmaya başladı. Françoiş Truffaut, Jean-Luc Godard, Claude Chabrol ve Jacques Demi gibi isimler çalışmalarıyla terimi yaygınlaştırdı.

1962 yılında Amerikan film eleştirmeni Andrew Sarris, terimi Amerika’ya tanıttı. Çoğu ünlü yönetmen auteur olarak anılmaya başladı. Bunlar, 1958’den 1960’ların sonuna dek süren Fransız Yeni Dalga akımına dahil değildiler. Fakat kendilerini Hollywood’un stüdyo sisteminden ayırt edebilen vasıflara sahip isimlerdi. Kendi işleri üzerine ayırt edici işaretlerini bir nevi hatırlanacak imzalarını atan isimlere auteur diyoruz. Bu da anlatım tarzlarının stüdyo yönetmenleri standartlarından farklılığı ile ortaya çıkıyor. Yine de Charles Chaplin ve Alfred Hitchcock gibi stüdyo yönetmenleri de auteur olarak anılır.

Auteur teorisi Hollywood’da popüler değildi. Çünkü, Hollywood’un stüdyo çağında, yapımcıların filmlere hükmettiği bir anlayış vardı. Yine senaryo yazarları da filmin tek bir kişiye atfedilmesine şiddetle karşıydılar. Bu karşıtlığa rağmen günümüz eleştirilerinde halen Kurusowa filmleri, Fellini filmleri veyahut Bergman filmleri gibi ifadelere ve auteur kullanımına rastlayabiliriz.

Reklamlar

Gişe filmi

Gişe filmi, en basit haliyle, kâr etme amacıyla üretilen filmlerdir. Amacı gereği ciddi bir dramatik içeriği, hatırı sayılır bir mesajı ve entellektüel derinliği olmayan filmlerdir. Bir nevi her kitleye hitap eden, kalıcı olmayan, anlık eğlentilerdir.

Böyle bir film çekileceği zaman yapımcılar kolay ve bilinen yani daha önce maddi başarıya ulaşmış taktikleri kullanır. Bu doğrultuda, geçmişte tutmuş ve belli bir hayran kitlesine sahip konular hedef alınır. Çünkü amaç gişeyi garantilemektir. Ünlü çizgi roman karakterleri ya da başarısını kanıtlamış bir roman serisi buna örnek teşkil edebilir. Veyahut  zengin kız-fakir oğlan gibi daha önce başarı yakalamış çelişkiler kullanılabilir.

Burada işler biraz karışıyor. Çünkü Yüzüklerin Efendisi serisi gibi gişe başarısına odaklanmış ama kaliteli bir film ortaya çıkarmış yapımlar da mevcut. Burada filmin gücünü azaltan ve artıran senaryo öğeleri devreye giriyor. Bunlardan biri de bir şeyler anlatma yani bir mesaj verme kaygısı. Gişe filmlerinin içi boş olarak nitelendirilmesi bu nedenden. Çünkü belli bir mesaja ve sağlam bir hikaye yapısına sahip olmuyorlar.

Yine başka bir ayırt edici nokta. Aşırılıklar. Aşırıya kaçma durumu her zaman filmin kalitesini etkiliyor. Aşırı erotizm. Aşırı özel efekt kullanımı. Aşırı dram. Aşırı komedi. Filmde denge unsurunun önemsenmemesi filmin zayıflamasına neden oluyor. 300 Spartalılar, Don Jon benzeri filmler cinsellik üzerine kurulmuş gişe filmlerine örnek verilebilir. Burada insanın 4 temel genin biri olan üreme ve neslini devam ettirme geni satış için hedef alınıyor. Özel efekt kullanımına gelirsek, Transformers, The Avengers benzeri film serileri bunun en güzel örneği. Çünkü insanlar daha görkemli olanı seviyorlar. En azından Amerika için böyle.

Fakat farkı anlamak için Indiana Jones serisine daha açıklayıcı. İlk üç filmde efektler için bilgisayar teknolojisi kullanılmayan bir film serisi. Dördüncü film, Kristal Kafatası Krallığı ise tamamen bilgisayar efektlerinin hakim olduğu bir eser. Aldığı tepkiler düşüşünün net bir göstergesi. Bu gerçekleşiyor çünkü film doğallıktan ve dolayısıyla gerçekçilikten uzaklaşıyor. Tamamen bir bilgiyasar oyunu tadı vermeye başlıyor. Günümüz Malefiz filmi gibi.

Sonuç olarak, gişe filmleri amacından dolayı kaliteyi pek de önemsemeyen filmler olarak karşımıza çıkıyor. Kalıcılıktan ziyade tüketilecek ürünler ortaya koyma işi. Yapım şirketleri için risk almadan garanti yollardan kâr elde etme fırsatı olarak karşımıza çıkıyor.