Gizli Ajan Olsaydınız

Colin Firth Kingsman Gizli Servis

Colin Firth, James Bond vari şık giyimiyle ve centilmen tavırlarıyla karşımızda.

Kingsman: Gizli Servis, bağımsız bir karşı istihbarat örgütünün yapısını ve genç bir sokak serserisinin bu örgüte katılışını ve dünyayı kurtarmalarını anlatan bir aksiyon filmi. Matthew Vaughn onu Kick-Ass, X-Men: Birinci Sınıf ve Yıldız Tozu filmlerinden biliyoruz. Yönetmen bu sefer başka bir çizgi romana el atıyor.

Kingsman, klişeleşmiş dünyayı kurtarma hikayelerinden biri. Hikaye olarak pek bir şey sunmuyor. Ama görselliği doyurucu bir film. Efektlerin kullanımı ve dövüş sahneleri kaliteli denecek seviyede ve pek açık vermiyor. Slow motion ve bulanık hiper kinetik çekimleri ile Guy Ritchie tarzı bir tad bırakıyor. Ve tabi ki şiddet dolu bir film. James Bond referansları ise satirik espriler içeriyor.

Kingsman Gizli Servis

Hart, Eggsy’i yetiştiriyor.

Hikaye, Londra’da başını belaya sokan bir sokak serserisi Eggsy’yi (Taron Egerton) konu alıyor. Eggsy’nin babası o küçükken ölen bir Kingsman ajanı. Kingsman’in kayda değer simalarından Harry Hart (Colin Firth) Eggsy’yi tutuklandığı bir sırada kurtarıyor. Ve onu bir Kingsman ajanı olarak yetiştirmeye başlıyor. Genç izleyici kitlesi için sıfırdan ajan olmanın nasıl bir duygu olacağını tasvir eden bir film. Tabi ki, gerçekçi eğitimlerden bahsetmiyoruz.

Bu esnada Kingsman örgütünü uğraştıran internet milyarderi Valentine (Samuel L. Jackson) isimli bir karşıt karakterimiz var. Valentine özünde dünyanın iyiliğini düşünen birisi. Ama insanoğlunun dünyanın en büyük düşmanı olduğunu düşünüyor. Ve insanların bir kısmının dünya için öldürülebileceğini böylece dünyanın kurtarılabileceğini planlıyor. Bu doğrultuda ucuza satacağı bir cep telefonu tasarlıyor. Telefonların yayacağı bir sinyalle insanların bazı sinirlerine bir komut verecek. Ve akabinde insanlar birbirleriyle ölesiye bir kavgaya tutuşacaklar. Çılgın dünyayı yok etme fikirleri. Valentine tam olarak Austin Powers filmleri tarzında bir düşman. Zaten film de bir süre sonra aptallıklar ve absürtlükler üzerine kurulan komik bir ajan filmine dönüşüyor. Neden tüm kötüler dünyayı yok etmek istiyor?

Kingsman: Gizli Servis’in en çekici yanı bir Colin Firth filmi olması. Yine James Bond filmlerinin eski tadını kaybettiği bir zamanda eski centilmen ajan hikayesinin kullanılması. Öte yandan James Bond ya da akyion filmi sevmeyenlere iyi bir deneyim olmayacaktır.

Güzel seyirler.

Yıldızlararası ve Muhafazakarlar

Yıldızlararası ya da Interstellar, Christopher Nolan‘ın hayranlarını tatmin eden son filmi. Yakın gelecekte geçen bu bilim kurgu filmi ana çelişkisini soyu tehlike altında olan insan ırkından alıyor. Daha doğrusu ömrü tükenmekte olan bir dünya. Ve bu insanları yeni arayışlara itiyor.

Yıldızlararası teserakt tesseract

Dünya’yı kurtarmak için yola çıkan Cooper’ın uzay macerası.

Cooper, NASA‘nın emekliye ayrılmış en iyi eski astronotlarından biri. İki çocuğu ve kayın babası ile çiftçi yaşamı sürüyor. Ama içinde hep astronotluk günlerine dair bir özlem var.  Kimden gönderildiği bilinmeyen bir mesaj ile gizli bir NASA üssünün yerini keşfediyor. Çünkü başarısızlıkları sonrası NASA, gereksiz masraf oluşturduğu için, halk tarafından eleştirilere maruz kalmış ve kapatılmış bir kurum. Fakat burada devlet tepki çekmemek için gizliden kuruma yardım ediyor.

Mısır tarlaları, vefat etmiş anne, küçük çocuk tasviri ve keşfedilen bir yer. Bu tema İşaretler filmini fazlaca anımsatıyor. Tutan bir filmin ana öğeleri. Fakat Interstellar’ın en büyük eksiği sürekli ben bir filmim diye izleyiciye bağırması. Son sekansa kadar filme kendinizi kaptıramıyorsunuz. Bunda birçok etmen olabilir.

Cooper ve çocuklarının mısır tarlaları içindeki kovalamacası başarılı oluyor.

Cooper ve çocuklarının mısır tarlaları içindeki kovalamacası başarılı oluyor.

İlki başlangıç itibariyle aile tablosunun istenilen gerçeklikten uzak yapay bir izlenim vermesi. Yine de mısır tarlalarına arabayla girilen sahne ayrı tutulmalı ki oldukça zevkli. Bir diğer etmen uzay istasyonundaki dekorların yavanlığı. Filmde kendini doğrular nitelikte fırlatma esnasında kontrol odası gibi görüntüleri es geçip geçiştiriyor. Ve direk fırlatılan roketten tek kare ile uzaya gidiyoruz. Bu yavanlığı gerçek NASA tesisleri resimleri kontrol ederek doğrulayabilirsiniz.

Oyunculuk ve Karakter Zayıflıkları

Malesef oyuncularının neredeyse tamamının zayıf kaldığı bir film ile karşı karşıyayız. Matt Damon haricinde kimse sahneye hakim olup seyirciyi kendine çekemiyor. Profesör Brand karakterinin klişeliği Michael Keane’in oyunculuğunu ciddi etkiliyor. Murphy’nin büyümüş hali hep gerilimli ve duygusal anlarda karşımıza çıktığı için keza seyirciyi avucuna alıyor. Anne Hathaway ise filmin en zayıf halkası. Eğer kendisine özel bir hayranlığınız yoksa astronot rolüne ne kadar eğreti durduğunu fark edebilirsiniz.

Anne Hathaway Yıldızlararası

Anne Hathaway filmde astrofizikçi Amelia rolünde.

Profesör Brand’ın Cooper’ı bir misafir gibi ağırlaması ve turist rehberliği yapması doğal değil. Cooper’ın üssün gizliliğini bozduğu ve herkesin başındaki adamın biraz otoriter olması gerektiği düşünülürse. Bunun asıl nedeni Nolan’ın seyirciye bilgi vermek için yan karakterleri kullanması. Hatta bir tek bu yöntemi kullanması. Murphy’nin yanında birden biten arkadaşı ve arkadaşına o arabada yaptığı bilgi aktarımları bunu etkili şekilde vurguluyor. Bir tek yan karakteri kullanarak bilgi verme taktiği yetersiz kalıp filmin gerçekliğini zedeleyerek bir hataya dönüşüyor.

Muhafazakarlar, Uzay Bütçesi Kesintileri ve İHA

Filmin, Nolan’ın ilk filmleri ile karşılaştırılıp vasat görülmesi tesadüf değil. Çünkü Nolan bize bir filmin tarafsız olmadan iyi olamacağını bir kez daha kanıtlıyor. Yedi Samuray tarzı bir anlatımla hem kendi kültürünüzü hem de insanlığı ilgilendiren bir noktaya değinip kendinizi ölümsüzleştirebilirsiniz. Ya da günümüz politikacılarının kavgaları arasında ısmarlama bir film ile yer alıp yarınlarda unutulabilirsiniz.

Matthew McConaughey ve Anne Hathaway

Matthew McConaughey ve Anne Hathaway

Sahi ya filmin başında gördüğümü insansız hava aracına ne oldu? Olduğu gibi duruyor tabi ki. Çehov‘un silahı gösterildi ama patlamadı. Bir amacı yokmuş. Aslında var, bize insansız hava araçlarının (İHA) aslında tarıma yardımcı olabilecek bir araç olduğunu anlatıyor. Halbuki insansız hava araçları icat ve kullanım amacı itibariyle tamamen pilotsuz bomba yollama amaçlı askeri araçlardı.

Amerika’da, Muhafazakar politik kesim NASA ve İHA’ları destekliyor. Liberaller ise karşı. İHA’ların kolaylıkla silahlandırılabileceğini ve farkedilmelerinin zor olduğunu söylüyorlar. Yakın zamanda Atatürk Havalimanı’na izinsiz giren İHA’yı hatırlayın. Yine NASA’ya birçok harcama yapılmasına rağmen elle tutulur bir şey elde edinelemediğinden yakınıyorlar. Bu açıdan film, Nolan’ın muhafazakarlara ilk desteği değil.

Nolan, Uykusuz gibi güzel bir filmden sonra yapım şirketi Section Eight‘ten ayrılıyor. Ve Warner Bros.‘a geçiyor. Tesüdüf o ki politik yan ondan sonra ortaya çıkıyor. Batman serisini hatırlarsanız tamamen eski Gotham’dan kopmuş. Gerçek metropolitanlarda geçen bir hikayeydi. Joker’in terörist varı eylemlerini ve deneylerini de hatırlarsınız. Bu da Nolan’ın politik bir yansıması. Halkta algıyı değiştirme çabası. Çünkü muhafazakarlar terörismle mücadeleye önem veriyor. Liberaller ise aksine bu tür uygulamaların islamofobi ve ırkçılık gibi etkenlere neden olduğu görüşünde.

Yıldızlararası kara delik

Yıldızlararası filmindeki kara delik tasviri.

Sona Gelirken

Sonuç olarak, bu filmin mesajı ne? Pek bir mesajı yok. Muhafazakar politikalar için algı değiştirmeyi amaçlıyor. Gişeyi amaçlıyor. Bunu başarıyor da. Çünkü büyük, epik olayları ve keşfedilmemiş yeni dünyaları anlattığınızda gişe rekorlarına daha yakın oluyorsunuz. James Cameron’un filmlerini hatırlayın. Epik konular ve keşfe hazır yeni dünyalar. Güzel bir gişe denklemi. Yıldızlararası’nın iyi bir film olma ya da Oscar kazanma gayretinde olsa, kendi içindeki gerçekçiliğine ve bilimsel gerçekçiliğine daha dikkat ederdi. Bu bir seçim meselesi. Nolan bunun aksine hayal dünyasına uzanış filmi çekmiş. Ve mutlu sonla bitmesini istemiş. Copper’ın geri dönebilmesi filmin en zayıf kompozisyon yönü. Çünkü gerçekte dönemez, dönmemeli. Karadelikten geçerken bile ölür. Yine bu parça eklendiğinde filmin ilk bölümünün olay mantığını da vuruyor. Ve akla bir çok soru getiriyor. Bu yüzden film yeterince iyi işlenmemiş eleştirilerine maruz kalıyor.

Elimize, belgesel tadıyla başlayan bilim kurgu ile devam eden ve sonu bağlayamayınca fantastik türe geçen bir film var. Tüketmesi zevkli ve tatmin edici bir film. Bizi araştırmaya iten bir film; Murphy ve Yhprum kanunları, solucan delikleri ve kara delikler, tesseract. Ortalamanın üstünde ama iyi bir film değil. Öyle bir amacı da yok. Hepinize güzel seyirler.

Not: Eğer kolonileşme gibi konuları seviyor ve solucan deliklerinde yolculuk yapmak istiyorsanız. Spore isimli güzel bir oyun var.

Kanlı Şaka

Kuaförler zinciri sahibi Milo Tindle sevgilisinin kocasının davetine icabet ederek onunla buluşmak için şehir dışında bir malikaneye gidiyor. Malikanenin bahçesinde bulunan labirent tarzı ağaçların arasına giriyor. Bu labirentin tam ortasında ise sevgilisinin kocası ünlü polisiye romanı yazarı Andrew Wyke var. Wyke yeni romanını yazıyor. Daha doğrusu teybe kaydediyor.

Aslına bakılırsa film daha başlangıçta bize göz kırpıyor. İlk 15 dakikasında filmin nasıl gideceğini, nasıl bir dokuya sahip olduğunu anlıyoruz. Wyke, oyuncaklara ve oyunlara bayılan bir karater sahip. Bunu labirent bahçesinden kolaylıkla anlayabiliyoruz. Milo ise sevgisinin kocası ile şehir dışında bir malikanede buluşabilecek kadar saf biri.

Laurence Olivier, SLEUTH

Sir Laurence Olivier, ünlü dedektif romanı yazarı Andrew Wyke rolünde.

Wyke ancak bir dedektif romanı yazarının aklına gelebilecek bir teklifi Milo’ya sunuyor. Wyke’ın teklifine göre, Milo malikanedeki mücevherleri çalacak ve Wyke’ın karısı Marguerite ile mutlu bir yaşam sürecek. Wyke bir yatırımcının tavsiyesiyle tüm mal varlığını zamanında bu mücevherlere yatırmış. Onların çalınması ile sigortadan iyi bir para alacak. Böylece bir taşta bir çok kuş vurmuş olacak. Ve metresiyle birlikte rahatça yaşayacak. Ama sizce her şey bu kadar basit hallolacak mı?

Oyunları ve gizemi seven bu aristokrat yazar bize plana sadık kalacakmış izlenimi vermiyor. İçinde hiç mi intikam duygusu yok? İşte tüm olayların karıştığı ve gerilimin oluştuğu nokta burası olacak.

Bir tiyatro oyunundan uyarlanan bu film. Tek bir mekanda geçmesine ve az karaktere sahip olmasına rağmen bizde merak uyandıran bir yapıya ve zekice yazılmış diyaloglara sahip. Tabi ki, Wyke gibi dünyaca ünlü bir roman yazarının basit ve basmakalıp diyaloglar kullanması beklenemez.

Michael Caine, Laurence Olivier, SLEUTH

Michael Caine (Milo) ve Laurence Olivier (Wyke), oyunculuklarıyla film boyunca iki saz aşığı gibi atışıyor.

Rebecca ve Spartaküs gibi klasiklerde oynamış Laurence Olivier daha çok tiyatral bir oyunculuğa sahip. Buradaki aristokrat yazar karakteri de onun tiyatral oyunculuğuna cük diye oturuyor. Yine usta oyunculardan biri olan Michael Caine henüz gençlik yıllarında. Caine çekimler esnasında Olivier’ın performansı ile onu gölgede bırakmasından korkuyor. Bunu şu sözleriyle dile getiriyor; Bunu iyi oynamalıyım. Çünkü Olivier fevkalade bir oyuncu. Eğer kendi bölümünüzü düzgün oynamazsanız onu da sizin yerinize oynar. Burada Caine karşısındaki oyuncunun sahneye ağırlığını koyarak onun da rolünü çalacağından bahsediyor. Yani sahneyi tamamen kişiliği ile örtecek.

Gizem ve gerilim türünün güzel ve eğlenceli bir örneği. Başarılı bir yönetmenlik ve göz dolduran oyunculuklarla klasik severleri hoş bir film bekliyor. Caine’ın gençliğini görme fırsatını yakalıyoruz. Ve diğer filmlerde benzerine rastlayamayacağımız bir oyuncak dünyasına göz atıyoruz. Hepinizin, yıllara meydan okuyan, bu başyapıtla güzel vakit geçirmesi dileğiyle, iyi seyirler.